nsanı kendi kendi olmaya götüren yollar nelerdir?
Kendimiz olabilmek, kendimizle barışık olmak; iç huzurun ve gönül rahatlığının ilk şartıdır. İnsanın kendi olabilmesi biraz da nelerden vazgeçebileceği ile ilgilidir. Elbette insanın bazı görüntülerden kurtulabilmesi onu, kendi olmaya götüren tek koşul değildir ancak, atılacak ilk adımdır. Çünkü bu hayatın her kurumu, her örgütü, insanınkendisi ile buluşmasını önlemek için örülmüş bir duvardır. Toplumun bize telkin ettiği, aktardığı insan alkışlanan, kazanan ve yücelen insan tipidir. Başkalarının telkinine göre yaşama, insanın kendisiyle tanışmasının önünde ilk tuzaktır.
Desinler anlayışının tutsağı olan insan kendini tanıyamaz. Kendisi ile barışamaz, kendini tanıyamaz. Ne kadar iyi insan, ne kadar özverili insan desinler diye rol yapan insan kendini kandırır. Toplumun telkinlerinin ve senaryolarının kuklası insan, iyinin güzelin ölçüsünü hep desinler arayışı içinde ve kısır döngüyü kıramadan anlayacaktır.
Nelerden vazgeçmeyi düşünmeli kişi, kendi olmayı düşünmesi için? Bize ihtiyaç olarak sunulan psikolojik ve maddi doyum araçlarının gerçekten ihtiyaç olup olmadığını düşünmekle başlamalıyız işe. Kısacık bir ömürde, daracık bir dünyada sonsuz ihtiyaçların arkasından koşturmak, sahip olmakla kendini ispatlayacağına inanmak kendimiz olmayı engelleyen bir başka tuzaktır.
İnsanı kendi olmaya götüren bir yol da insanın kendini önemsemesi olabilir. Kendini önemsemeyen bir insanın yaptığı işin ciddiyetine ermesi beklenemez. Kendi yaptığı işin ciddiyetine eremeyen bir insan başkasının ne yaptığını anlayamaz.
Geri kalmışlığın,yoksulluğun,ezikliliğini ruhunda yaşayan insanın kendini önemsemesi mümkün değildir. Geri kalmışlığın,yoksulluğun ağır baskısı altında komplekslere giren insan kendini ben bir hiçim diyecek adar aşağılayacaktır. Ruhsal dengesizliklerin temelinde insanımızın kendi gerçekliğini tanımaması yatmaktadır.
İnsana yaraşan önce kendi gerçekliğini keşfetmesi ve kendini tanımasıdır. Aynalara yabancı olan kendini ruh aynasında göremez. Başkalarının gözünün içine içine bakışımızın altında hep bu zafiyetimiz ve kendimize yabancı oluşumuz yatmaktadır. İşe kendimizden başlayalım. Başkalarını tanımaya çalıştığımız kadar kendimizi tanımaya çalışalım.
Hayat dönüşü olmayan bir yolculuktur. Bir nehir gibi akıp giden hayatımıza anlam vermek mutluluk ve huzur için ilk şarttır.
İç çatışmalardan kurtulamayan insan dünyaya düzen vermeye kalkamaz |