Eylül 07 2010 14:57:56
Ana Menü
En Son İncelemeler
¤ deneme
¤ Gölhisar İlçesinin T...
¤ Sorsam Burdurlu musun?
¤ Yalnız Ağaç .Ömer Er...
¤ Zaman Üzerine
Son Eklenen Şiierler
caniyisever
» HER ŞEYİ GÖRDÜM
yonetici
» Yemeklerin Dili
caniyisever
» KADİR GECESİ
caniyisever
» İDRAK ET ANLA
caniyisever
» ANLEYAMADIM
caniyisever
» YOLUMU ÇİZDİM
caniyisever
» DALDIM YİNE
caniyisever
» DOSTÇA YAŞANAN
caniyisever
» DEĞİŞTİM
caniyisever
» HEPSİNİ ALAVERİN
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

05/09/2010 17:57
Bütün Türk Islam aleminin Kadir Gecesini tebrik ederim

01/09/2010 11:18
Saklanbaçta birbirmizin yerini söylemeye çalışırdık.Şimdi saklandığımız yeri kendimiz bile bilmiyoruz.Düştüğü
müzde dizlerimiz kanıyordu,şimdi ise kalbimiz..

30/08/2010 20:15

15/08/2010 18:49
Türk-islam aleminin ve Dünya ´daki Bütün Gölhisarlilarin Ramazanlarini tebrik ederim

15/08/2010 18:40
mesaj kösesini, Reklam kösesine cevirdiniz.Tebrik ederim.

Etkinlikler
« Eylül 2010 »
Pzt Sa Çrş Prş Cm Cts Pz
       1  2  3  4  5 
 6  7  8  9 10 11 12 
13 14 15 16 17 18 19 
20 21 22 23 24 25 26 
27 28 29 30          
Rastgele Foto
Güzel Yurdum Anadolu
yBir süredir sizlerden uzak olmak durumunda kaldım. Malum imkânı olanlar yaz aylarını tatil ve izin kullanma dönemi olarak değerlendiriyor. Yaklaşık bir ay boyunca biz de bu geleneğe uyduk ve bir Anadolu turu yaptık. Kısıtlı imkânlarla da olsa güzel yurdumuzun güzelliklerini daha yakından ve canlı olarak görmek insana sonsuz şevk veriyor.

Elbette gezi sırasında sık sık konaklayarak güzellikleri daha detaylı görmek ve her bir köşesi kendine mahsus güzelliklere sahip ülkemizin encamını içimize sindirmek gerekiyor. Ancak ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik şartlar biz devlet memurlarını doğrudan etkilediği için bu kadarıyla yetinmek durumunda kalıyoruz ve bu imkânları da bulamayan milyonlarca vatandaşımızı düşünerek halimize şükrediyoruz.
1 Ağustos 2006 tarihinde 1995 model yerli arabamızla ailecek Adana'dan yola çıktık. İstikametimiz yeşillikleriyle gönüllerimize taht kuran Karadeniz bölgesi ve onun şirin kenti Rize'ydi. İmamoğlu, Kozan, Feke, Saimbeyli ilçelerini geçerek Kayseri il sınırlarına ulaştık. Arzu edenler için saydığımız Adana'nın bu dört ilçesini görmek bile inanın her şeye değer. Karadeniz'i aratmayan o güzelim Toros Dağlarının yeşillikleri dillere destan olacak nitelikte… Seyhan nehrinin kolları boyunca vadiler arasındaki yeşillikleri görmek, suyun sesini dinlemek fevkalade enfesti doğrusu.
Daha sonra yolumuz bizi Orta Anadolu'nun yeşilden sarıya dönüşmüş platosuna ulaştırdı. Yollarda sık sık döver biçer araçlarıyla karşılaşıyorduk. Bu görüntüler bize Orta Anadolu'da hasat zamanı olduğunu hatırlatıyordu. Yolumuza devam ederek Pınarbaşı üzerinden değerli ozanımız Âşık Veysel'in memleketi Şarkışla'ya vardık. Pınarbaşı-Şarkışla arasında yer alan Kaynar mevkiinde bir ahbabımızın evinde yaptığımız nefis kahvaltının tadı damağımızda kalmıştı. Şarkışla'yı geçtikten sonra duble yol çalışması yapan araçlardan birisinin fırlattığı taş sonucu arabamızın ön camının parçalanması beklemediğimiz bir sürpriz oldu. Sivas'a kadar cam olmaksızın yolculuğumuzu tamamlamak zorunda kaldık. Bu da gezimizin unutulmaz hatıralarından birisi olmuştu. Sivas'ta bir dostumuzun evinde geceyi geçirip cömert ikramlarından müstefit olmamızın ardından ertesi gün Hafik ve Zara istikametinde yolumuza devam ettik ve Zara'dan Suşehri istikametine yöneldik. Kılıçkaya Barajının görüntülerini izleyerek Şebinkarahisar'a ulaştık. Buradan istikametimiz Giresun oldu. İnişli çıkışlı ve yeşillikler arasından yapılan bir yolculuktan sonra Giresun'a ulaştık.

Bundan sonra Karadeniz sahili boyunca doğuya yöneldik ve Giresun ve Trabzon il merkezi ve ilçelerini geçerek aynı günün akşamı bu geziye çıkmamıza vesile olan Rize'deki teyze oğlunun evine ulaştık. Fasılalı da olsa iki gün araba kullanmak beni oldukça yormuştu. İki günde ancak üzerimizdeki yorgunluğu atabildik.

Karadeniz'de geçirdiğimiz diğer günlerde Rize ve Artvin'in ilçelerini dolaştık. Karadeniz insanının konuk severliğini bizzat yaşayarak gördük. Bölge insanının ülke meselelerine ne kadar duyarlı olduğuna şahit olduk. Biz Karadeniz'e ulaşmadan birkaç gün önce Ordu'da "Fındık mitingi" yapılmıştı. Gerçekten sadece Ordu değil, Karadeniz'in tamamının bu konuda hassas olduğunu tespit ettik.
Sahil boyunca gerdanlıktaki inciler gibi adeta birbirine eklenmiş Karadeniz ilçelerini görmek gerçekten bizim için bir ayrıcalık oldu. Havaların güneşli olması nedeniyle denize giren insanlar, yol boyu gezinen gençler, güzel havaları fırsat bilerek yaylalara yönelen yöre ahalisi arı kovanı gibi kaynıyordu. Biz de sınırlı imkân ve zaman dilimi içerisinde Ayder yaylasına çıkmayı ihmal etmedik. Yeşil ile mavinin birleştiği, su şırıltıları ve çiçek kokuları içerisindeki Ayder yaylasına ikindi üzeri ulaşbildik. Hani "bazı şeyler anlatılmaz ancak yaşanır" derler ya bu güzellikler için biz de bu ifadeye başvurmaktan başka çare bulamadık.

Dört günlük Doğu Karadeniz serüveni çabuk sona erdi. 6 Ağustos tarihi itibariyle gece vakti Rize'den ayrıldık. Doğu ve Orta Karadeniz sahillerini gece geçmek zorunda kalmamız bizim için en büyük şanssızlıktı. Zira yol uzun vaktimiz kısıtlıydı. Sahil boyu dizilmiş olan Trabzon, Giresun, Ordu il merkezi ve ilçelerini geçerek sabah gün doğarken Cumhuriyetimizin kuruluş ve esaretten kurtuluşun remzi olan Samsun'a ulaştık.
Buradan hareketle askerlik anılarımın depreştiği Amasya'ya uğrayamadan, Merzifon, Çorum, Kırıkkale yolunu izleyerek başkentimiz Ankara'ya ulaştık. Oradan Elmadağ, Polatlı çevre otoyolunu izleyerek ve adeta Ankara etrafında bir hilal çizerek Polatlı'ya ulaştık. Bu uzun yollarda can ve mal varlığımızı tehlikeye atmadan seyredebilmek için sonradan görme trafik magandalarına çok dikkat etmek gerekiyordu. Gündüz vakti bilhassa 11–14 saatleri arasında sıcaklar inadına bastırdığı için bu saatleri dinlenerek geçirmek daha uygun oluyordu. Yaklaşık otuz altı saat süren bir yolculuktan sonra Afyon, Isparta il sınırlarını geçtikten sonra Burdur ve nihayet memleketimiz olan Gölhisar ilçesine ulaştık.

Ülkemizin her köşesinin kendisine mahsus güzellikleri ve nimetleri olduğu muhakkaktır. Hele Polatlı, Eskişehir ve Afyon hattındaki Kurtuluş Savaşının geçtiği bölgeleri ziyaret etmek en büyük arzularımdan birisiydi. Fakat imkân ve şartların müsait olmaması bu hevesimizi de kursağımızda bırakmıştı. İnşallah başka sefere ziyaret etmek nasip olur duyguları içerisinde bu yolları geride bıraktık.

Tatilde olduğum süre içerisinde biraz da bilinçli olarak ülke ve dünya gündeminden uzaklaştım. Bu arada meydana gelen İsrail'in Lübnan'a saldırısı ve buna bağlı olarak TBMM'nin Lübnan'a asker göndermesiyle ilgili tezkerenin oylanması gibi konularla asgari düzeyde ilgilenmeye çalıştım. Hele son günlerde yaşadığımız üst üste gelen şehit haberleriyle ve bu çerçevede cereyan eden diyaloglar halkımız üzerisinde büyük moral çöküntüsüne sebep oldu. Türk Ordusu Neden kuzey Irak'a değil de Lübnan'a gidiyor şeklindeki çok haklı talepler karşısında maalesef yapacak pek de yorumumuz olmasa gerektir.
Şimdilik ne bizim ne de bizi yönetenlerin yakınında halkımızı ve ülkemizi düzlüğe çıkaracak bir çözüm yolu görünmüyor maalesef…

Allah Ülkemizi ve milletimizi tehlikelerden muhafaza eylesin duasından başka yapabileceğimiz bir şey yok…
Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola





Anket
Yaz Döneminde açılmasını istediğiniz kurslar?















Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Son Kaybımız

Tursun AKDAĞ
Günün Sözü
Kader dostlugunuzu sinayacak samimiyetinizi açiga çikaracaktir.
Flash Saat
Reklamlar
SunamOnline

Yelişdereliler Derneği

Gölhisar Meslek Yüksekokulu

Gölhisar Devlet Hastanesi

Gölhisar Mesem

Gölhisar Belediyesi

Göltur

Reklam İstatistikleri
İstatistikler
Webstat
web siteleri
Sayfa oluşturulma süresi: 0.03 saniye 44,235 Tekil Ziyaretçi